Gözleri ışıl ışıldı... heyecandan yanakları hafif pembeleşmiş... konuşuyordu... hızlı hızlı,..
Baştaki utangaç, tereddütlü halini de bırakmıştı bir kenara....
Çok zengin bir dille anlatıyordu, renkli, ifadesi net... pırıl pırıl...
Bu halleri öylesine tanıdıktı ki bana...
Lise son sınıftaydı... bir arkadaşımın kızı....
Kafası karışık...
"Ne olsam" "ne okusam" dı bütün derdi....
Başarıyla tanışmış, öz güvenli ve başaracağından emin..
Nasılda hazırdı hayata....
Doktor mu olsun, yoksa mühendis mi
Babasının istediği gibi...
Puanı tutuyormuş her yeri...
Araştırmayı seviyorum...
İnsanları seviyorum..
Sevdiğim gibi, inandığım gibi..
Sizin gibi olmak istiyorum...dedi
Baktım gözlerinin tam içine....
Bakışları dokundu yüreğime...
Ürperdim...
Kavşaktaydı...
Soruyordu...
Soluyordu beni...
Nemlendi aniden gözlerim...
Ne diyeceğimi bilemedim bir süre... evet ben çok seviyordum işimi...
Önce hekimliği, sonra yöneticiliği..
Ama yeterlimiydi...
Hekim arkadaşlarımın depresyonlarına ortağım son günlerde...farklı farklı ortamlarda...
Öylesine incinmiş ki yürekleri... ötekileştirilmeye çalışılan sağlık emekçileri...
Yeni kuşakları bekleyen, çığ gibi büyüyen sorunlar, umutsuzluklar, bezginlikler, terk edişler...
Oysa ideallerimiz vardı bizim... yapacaktık...çoğumuz da yaptık...
Bizler çok şanslıydık... fırsatlarımız oldu, sıkıntılarla boğuşsak da...
Ama bu genç kuşağı neler bekliyordu sağlıkçılık adına....görebiliyordum...
Bu mücadeleyi nasıl anlatacaktım ona...
Konuşmaya başladım önce temkinli...
Aslında tam bir yönlendirme yapmak da istemiyordum...
Sorumluluğu vardı sonrasında...
Ama içimdeki deli kız, duruma el koydu hızla..:))
Ben de sevdim hep insanları, tıpkı senin gibi...
Onlara dokunmak... onlarla savaşmak, yaşam savaşlarında...
Kazandığımız da, ve yeniden yaşamalarının tadını almak var ya...
Değişmem hiç bir maddi kazanca...
Ben sevdim yöneticiliği...
Bir kurgu, bir iğne oyası gibi...
İnce ince, ilmek ilmek dokuyarak sistemi...
Sonra karşısına geçip,
Evet ya, çalışıyor, oldu valla, yine becerdim diyebilmek..
Artık daha çok hastaya dokunabildiğini hissetmek
Oleyyy diye bağırasım gelir, her başarılı projelerden sonra...
İşte bunları anlatırken buldum kendimi...çağıl çağıl...
Mücadeleden kaçış yok, her nerede olsan da...
Sonunda kazanacaksın, zekisin nasıl olsa,
Hele başarmanın lezzetini biliyorsan hayatta,
Yaşam gurmesi olursun, her ne işi yapsa da..
Bir farkla...
Karşılında sana dönen önemlidir, maddi her şeyin yanında...
Hekimliğin bu yönü farklı işte...
Üzüntüsü, acıları olsa da,
Bir tek kişi için yaşamı geri kazanmak bile...
Kıyaslanamaz diğer bütün işlerle...
Yel değirmenleriyle savaşacaksın...
Çöl ortasında su diye haykıracaksın..
Bazen kurtulmak için bulunduğun açmazdan,
Tüm varlığını bile gözden çıkaracaksın...
Fırtınalarda çırpınırken yüreğin..
Kendin olacaksın, sağlam kalan tek yelkenin..
Karanlıklarda ışık ararken bazen
Kendine kızacaksın en çok, neden, neden, neden,
Ve kendini alkışlayan, bazen bir tek sen olacaksın...
Ama dip toplamda herşeye rağmen..
Sen hep hekim yüreği taşıyacaksın...
Güneşi zapt edeceksin bir şekilde koşulsuz
Tünelin ucu sana hep yakın...
Aktı işte böyle..
Anlattım anlattım..
Dedi ki, anladım..
Verdim kararımı..
Evet evet sizin gibi olmak istiyorum ben...
İnancınıza hayranlığım...
Hekim olacağım...
Birden durdum...ya ne yapmıştım ben... hem de bu zaman da....şu günlerde...
Ama inandıklarımdı söylediklerim gerçekten, baştan sona..
Sizce haklımıydım ben :))