yaşanmışlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşanmışlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2012 Pazar

Ruh gezdirme biletim

Daha ilk cümlelerle, yepyeni bir boyutta seyir halinde olmak....O özgür düş dünyasında, yazarın sözcüklerine binip dümeni çevirmek rüzgarların kolayına....

Kendi bildiklerinizden yola çıkıp, düşlerinizle zenginleştirerek, hiç bilmediğiniz lezzetlerden tadarak, ilmek ilmek ördüğünüz bir "yaşamak kesitidir" içinde yol aldığınız....

Okumak.... diğer yaşamlara özgürce dokunmak... sokulmak.... en derinine, özeline, mahremine, farklısına...kendini de katarak hatta... bir başkalaşmak bilinmeyende...

Size de olurmu bazen... belli yerlerde gözler kelimeler de gezinse de... yürek tek başına devam etmektedir sözcüklerden bağımsız...

Öyle bir yerinize dokunmuştur ki yazılanlar... o kelime yada sözcüklerin açtığı kapıdan uçuverir benliğiniz... sizin kitabınızın içindedir artık öykü...

Gözler tekrar tekrar dolaşsa da devam etmek için...nafile ... beyniniz özgürdür o anlarda... biraz sizden biraz kitaptan alarak harmanladığı bu boyutta uçmaktadır dolu dizgin, daldan dala uçurduğu çağrışımlarla...

Bu durum kontrolsüz bir akışkanlıkla, bir dış uyaran kesene kadar sürer gider... geride bazen kızgınlık, bazen bir tatlı hüzün hatta farklı bir şaşkınlık bırakarak ...bana oldukça sık olur bu, kitap okurken...

Okumak... o kitapla buluştuğunuz anda başlar içinizdeki kıpırtısı... tadını çıkararak kapağını okşar kokusunu solursunuz... ilk satırlara başlamadan önce keyfini çıkarırsınız yapacağınız yolculuğun..ön sevişme gibidir..."az sonra" der kitap, içten içe göz kırparak..

Evet işte tam da bu... ruh gezdirmeler halt etmiş... özel seanslara ne gerek... en kestirme biletidir kitaplar ruh yolculuğunun... hem de tüm duyularınızla  giriverirsiniz içine bu büyünün... imgeler, yüzler, duygular, mekanlar, sesler, kokular, doyumlar, yaşanmışlıklar... artık sizden doğru akar sayfalara ve her sözcükle yepyeni bir dünya yaratırsınız....

Sayfalarla beraber, senaryolaştırmak bile gerekmeden, tamamen sizin olan filmi çekmektesinizdir artık.... betimlemeler sadece aracılık eder... kahramanların duyguları bile sizin süzgecinizden geçer önce... en dingin cümleye bir kızgınlık, en barışcıl anlatıma bir kırgınlık ya da en olmadık yere bir çılgınlık ekleyebilirsiniz... keyif sizin... kitap sadece aracılık eder herşeye....

Tüm bunları bile bile... hala okumamak, yada bu kadar az okumak niye...yerine koyduklarımıza bakın... bir de buradan bakın lütfen...

Tek yönlü bir aktarımla, uyuşmuş beyinlerle, nasıl da esiri olmuşuz şu televizyon denilen çaresizliğin.. yada hep uyuşturacak şeylerin peşinde....

Kendimize dönmekten, kendimizi görmekten, dinlemekten bu korku niye... farketmek olabilirmi asıl nedeni...  iç sesimizi duyurabilir dimi kitaplar bize... eyvah ki ne eyvah yani... yüzleşme korkusu belki de...

Yine de, okumanın lezzetini bilenlere... o cesur ruh gezginlerine....Bol kitaplı günler, düşler aleminde keyifli seyirler hepinize...

21 Şubat 2012 Salı

Feriköy'de bir "Pazar"

Siz hiç beş duyunuzu kullanarak geçmişinizde yolculuk yaptınız mı?

Varlığını bile unuttuğunuz bir sürü objenin arasında, sanki bir zaman tünelinde salınır gibi, dudaklarınızda keyiflimi keyifli bir tebessümle, hatta bunu bölen küçük çapkın kahkahalarınızla, istemsiz dökülüveren şaşkın sözcüklerinizle dolaştınız mı... ya da dolaşırken yıllardır duymadığınız bir melodi, pikaptan yayılıp gelip olduğunuz yere mıhladı mı sizi....


Bir eski telefona takılı kaldı gözlerim; o spiral kıvrımla oynaya oynaya yaptığım, saatler süren telefon konuşmaları, annemin homurtularına rağmen kesmeye kıyamadığım o uzun sohbetleri unutabilirmiyim.....Eski bir saat ile sınav sabahlarını.... Eski bir radyo ile ıslak ıslak dinlediğim TRT Fm "Gece ve Müzik" programını... hatta çocukluğumuzun "Arkası Yarın" larını....

Daha nice küçük anı gelebilir bir objenin peşisıra yüreklerimize.... kimisinde tebessüm ettiren, kiminde kahkaha ile güldüren... bazen damla olup akan... bazen pembe, bazen mavi, bazen lacivert duygular... işte böyle bir yolculuğa çıkıyorum ben her pazar... Feriköy Pazarında... tavsiye ederim :))

Feriköy Antika Pazarı... aslında gerçekten antika da var, ne ararsan da... hemen her tezgah kendine çekiyor gerçekten... karıştırdıkça buluyorsunuz... keyif almak için illa kolleksiyoner olmak da gerekmiyor... ancak pazar sizi kolleksiyoner yapabiliyor, demedi demeyin sonra... gerçekten bağımlılık yapıyor...


Eski pelikan sulu boya takımım, astronot kafası gibi olan radyom, bir tren bileti, anneannemin küpeleri, büyükbabamın büyüteci, çocukken bileklerimi morartan "lak lak"... komşu çocuklarının dokunmasına asla izin vermediğim bebek, ilk gerçek aşkımın hediyesi olan sedef bilezik (ki hala saklarım aynısını :)...) ...ve daha neler neler.... hem de pazarda sürekli çalınan nostaljik müzikler eşliğinde....

Hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkıveren bir tablo... cam işçiliğinin en sıradan örnekleriyle karışmış olsa da farkediverdiğiniz bir güzellik.... yaşanmışlıklar, yaşanmışlıklar....

Bana en hüzünlü gelenlerse; eski günlükler, eski mektuplar ve resimler.... kimbilir kimlerin sararmış duyguları.... soluk siyah beyaz fotoğraflar..veeee.. eski bavullar . kimbilir hangi umutları taşıyan...

2 senedir gidiyorum pazara, neler neler aldım... artık beni de esnaf zannediyorlar hatta :))... sıkı pazarlıklarıma o nedenle hoşgörüyle yaklaşıyorlar... aldıklarını ne yapıyorsun diye hiç sormayın... aralarında bir armoni oluşup gün yüzüne çıkmayı bekliyorlar itinayla... inanıyorum...kararlıyım... bu da olacak...

Şimdilik bu kadar olsun... aldıklarımdan seçmeler ise başka bir yazının konusu olsun....sevgiyle...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...