tüketim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tüketim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2012 Çarşamba

ey aşk... bizi affedecekmisin...

Yaşadığımız abartıların, yönlendirmelerin, pazarlama savaşlarının bir sınırı, bir dur'u yok.... değilmi?

Tüketim çılgınlığı her alanda ve her koşulda sürekli kendini aşıyor... Siz de sürekli bir bombardıman altında gibi hissetmiyormusunuz kendinizi... internetten, medyadan, sokaklardan hatta telefondan... birinden kurtarsanız diğerinin hedef alanına düşüyorsunuz... son örnek de "kırmızı kalp" sarhoşluğu....

"imdatttt.... sevgililer günü geldi".... diyesim var artık.....

Basın, yayın, sosyal medya, tüm iletişim kanalları, mailler, mesajlar.... her yer kıpkırmızı.... her yerde kalpler kalpler.... vallahi benim sevgimin rengi kırmızı değil... hele bu valentine baskısından sonra, bir daha da kırmızı olmayacak... itinayla...:))

Yaa kardeşim, aşk dediğin iki kişilik bir serüven... naif, zarif bir o kadarda yırtıcı, vahşi bir duygu.... bu öyle milli bayram modunda kutlanacak bişi mi... ucuz aşk romanları tadında bir mizansenle... olmak zorundamı yani... aşk bu ya ... aşk... öyle bayrak bayrak kırmızı kalplerle kalpsizleştirilerek, sıradanlaştırılmaya çalışılan, bu kadar ucuzlaştırılan, piyasa da meta yapılan, görselliklere boğularak gerçeklikten kopartılan, bir komedi tiyatro sahnesinde performansa zorlanan, sonrada outlet mağazalara düşen..... aşk..... aşkolsun yani....

Aşk... deli bir duygu oysa... renge kalıba sığmayan....vahşi, huzursuz, huysuz, çılgın, çocuksu, ergen, saldırgan, bencil, mantıksız, sabırsız.... diğer yanıyla.... utangaç, ürkek, naif, zarif, kırılgan.......bu duygu işte pazara sürülen... erotik kırmızı bir ambalajın içinde "mış" pozları veren.... vallahi bu promosyonları, kampanyaları yapanlar bile utanıyorlardır bence yaptıklarından... hayatında bir defa bile aşık olmuş, ama gerçekten aşık olmuş herkesi kasar bence bu "sevgililer günü" komedyası..... Valentine yattığı yerde habire ters dönüyordur eminim...

Toplumsal duygulanım hezeyanları da yönetilebiliyor... ne zaman sevinip ne zaman ağlayacağımız, nasıl ve kime aşık olup nelere sinirlenmemiz gerektiği bir şekilde bizlere aktarılıyor sürekli... seneler önce, ilk kahkaha efektli pembe komedi dizileri yayınlandığında ne kadar yadırgamıştık hatırlarmısınız... ama artık efekt gibi ilkel yöntemler değil kullanılan... yada coca cola'nın gizli görüntüleri de değil beynimizde görselliği ile kazınan.. artık beş duyumuzda iletişicimlerin emrinde.... baktığımız, gördüğümüz, işittiğimiz, kokladığımız ve dokunduğumuz herşey de bu pazar, piyasa, tasarım devlerinin izi var artık...ömür kısa zevkler sonsuz.... hepsini tatmak lazım ya... hızlı daha hızlı tüketerek yetişebilirsin ya... o halde düşünme ve karar aşamalarını da atlayalım ne çıkar... birileri düşünsün ve planlasın hatta hissetsin bizim yerimize... bize hazır duygulanım sonuçları kalsın... çabuk çabuk... sonra hemen bir diğerine...hızla..ne kolay dimi... çok, daha çok, en çok şeye ulaşalım böylece....ne hoş değilmi... ya salakmıyım ben...niye şikayet ediyorum ki bu durumdan... kapılıp bu sele gitmek varken... öyle aykırı aykırı konuşmak da niye...Allah allah yani :))

Yok yok ben illaki kendi duygularımı istiyorum...az sayıda ama "tümüyle orijinal ve benim olanı".... tv hemen hemen hiç seyretmiyorum... böyle günlerde mağazaların sokağından bile geçmiyorum... ilgili mailleri açmıyorum... gazete eklerine bakmıyorum... giderek daha ve daha seçici oluyorum.. ama yetmiyorum...bütün bunlara rağmen içim dışım kırmızı... "yeterrrr..... benim aşkım kırmızı değil vallahi.... ebrulimi ebruli" :)) ve bir kutlama töreni de gerektirmiyor, sadece yaşanıyor... varmı itirazı olan ....:))

Sevgiyle :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...