"Var" mıydı
"Gel" mişmiydi
"Miş" miydi
"Düş" müydü
"Müş" müydü
"Git" mişmiydi
"Miş" miydi
Neredeydi
Neresiydi
Ne dedi
"Üşümüşüm"
Kim dedi
Yoksa mevsim
"Kış"mıydı
Öyle derinden hissettim ki son günlerde....
Bir an gelir
Söyle anne,
Bugünlerde çok ilginç hissettiklerim...
Kaç renktir mavi? her renk mavi mi?
Döndüm geldim... kaç gün oldu... hala sürüyor... inanılmaz bir durum...
Sonrası için tüm hücrelerinizde depolanıyor bu enerji... işte geldiğimden beri hala idare ediyor... öyle ki... su altından bakıyorum dünyaya... mavi filtre altında en keskin renkler yumuşuyor... batmıyor, acıtmıyor, sıkmıyor sivrilikler... tuhaf bir bilgelikle yaklaşıyorsunuz her şeye... sakin, olgun, bilgece... tam da suya yakışır şekilde.... başkalarına da oluyor mu bilemem... soracağım ilk fırsatta... ama benim tam da böyle hissettiklerim :))) mistik, ilahi bişiler var sanki sualtında... lirik bir ortam.. biraz da şakacı hatta... daha neler demeyin... vallahi aynen öyle :)))
Kendime hatırlattım sık sık su altında.... hayır dedim, hayır düş değil bu... buradasın... bu büyülü dünyada.... bak bir de fotoğraf bile çekebiliyorsun... dalıyorsun.. bu sensin... GERÇEKTEN...
Su dünyasına hep daha yakın hissettim ben kendimi, su üstüne göre :))... nedensiz, tarifsiz, sorgusuz... o rengarenk düşsel ortamda... içimdeki renklerin tüm tonları sarmaladı beni... ben de mavi oldum en ebrulisinden... renklerim geldi.. renklerim taştı.. kocaman gözlerle baktım etrafa... oyun bahçesinde zamanı unutmuş bir çocuk gibi...
Tüm bu ihtişam, renk cümbüşü, bu senfoni.... bir de sessiz... bir de duru.... bir de sakin... telaşsız... hızla kaçan, uzaklaşan balıklar bile değiştirmiyor o huzur algısını... boşlukta salınır gibi.. yavaşlığın şahikasında dans... sadece bir nefes mesafesinde seyirler... telaş sadece gözler de... onun da derdi daha dahası... hangi yana baksa, sanki diğer yanda kalır gibi aklı.. diğer yanda atladıkları, kaçırdıkları... gözler herşeye değme, görebilme, bakabilme telaşında... beyin ise huzurlu... o teslim olmuş zaten taaa en başta... kaydediyor anında gözlerden akanları... ama o duygu asıl kaydettiği ve kocaman bir mutluluk.....
İşte böyle dostlar... ne çok şey gördüm... becerebildiğimce görselledim... reef dalışı, mercan dalışları, batık dalışı, gece dalışı derken 12 dalış oldu Sharm da... yüzlerce kare foto... video bile çektim Thistlegorm batığında... ama asıl olan hissettiklerim... şaşkınlıklarım, sevinçlerim, gözlerimi ıslatan mutlu hallerim...
Çok heyecanlıyım çokkk....
30 ağustosda eğitim dalışları.. 15 sene öncesi dalışlardan arta kalanlar... üstüne 4 dalış ile sonunda brövem elimle... oleyyy artık mektepli oldum :)) çocuk gibiydim suyun altında... derinde, eğitimden arta kalan zamanlarda el çırptım, zıpladım, dans ettim hatta çaktırmadan... burada olmayı çok seviyorum dedim binlerce defa... öyle özlemişim ki... öyle iyi hissettim ki... öyle bütünleştim ki... her taraftan, bakışlarımın ısındığı her noktadan " merhaba, hoşgeldin, nihayet geldin..." sözlerini duyabiliyordum... ağzımda regülatör zor duruyordu kelebek tebessümlerim, sessiz kahkahalarımdan... aşağıdan su yüzeyine baktım... kumlara taşlara baktım.. usul usul incitmeden dokundum, okşadım... "hoşbuldum..." dedim binlerce defa... işte öyleydi derinliklerle kavuşma...

İşte yine eş zamanlı olarak, tam da benim Kaş'a dalış deneyimimi arttırmak için gideceğim tarihler de Ateş Evirgen'in kaş ta bir " Sualtı Fotoğraf Atölyesi" organize ettiğini öğrendim... ben ki henüz cep telefonu dışında fotoğraf çekmemiş, acemi dalgıç ve acemi fotoğrafcı halimle.... haddim olmayan bu çalışmaya gitmek için Ateş Beyle de konuştum :)) o da tamam gel deyince, ben yine inanamayarak çocuklar gibi sevindim... öyle böyle değil...
Sonra Kaş... ilk dalışlar... ilk fotoğraf deneyimlerim... Ateş Beyden öğrendiklerim...Murat beyden dinlediklerim... sualtına da alışırken daha daha, bir de elimden geldiğince kadrajımda... yok böyle bir keyif... resmen define avı gibi.. her kuytuda, her tarafta, her kayada saklı bir cennet... denizin bana sundukları... öyle bir acemi şansı... ilk dalışta gördüğüm ahtapot, kocaman orfoz, tüplü kurtlar, caretta vs vs vs... sonrasında her dalışta farklı biri başrolde... becerebildiğimce fotoğrafladıklarım... tombul deniz yıldızım... benimle oyun oynayan küçük orfoz... bir kovukta önce kuyruğunu gördüğüm dev müren.. en naif zarif haliyle salınan deniz lalesi... ve daha niceleri... hele bir de beğenilince çektiğim acemi fotoğraflarım... vallahi dokunmayın keyfime... işte öyle :))
Yarın da sonunda Kızıldeniz... nasıl heyecanlanmam ben... dalgıçların Mekke sine yolculuk... ben 2 ay içinde nereden nereye... eğrisi doğrusuna mı dersiniz... çok istemiştin oldu mu dersiniz... evren enerjisi önünü açtı mı dersiniz...