5 gündür bir toplantı için Antalya'dayım.. yazıların ritmi de ondan bozuldu, bu arada özrümü de bildireyim:)). Kundu'nun en ünlü otellerinden birindeydik... belki de en ünlüsünde... adı lazım değil tabii...Bir kaç milyar dolarlık bir tesis bahsettiğim... her yer şıkır şıkır kristal.. savorovskymiş çoğu... yerler neredeyse duvardan duvara pahalı halı kaplı... ağır eşyalar, altın yaldızlı varaklar, tablolar kadifeler, atlaslar..dev bir havuz, farklı mimarların çizdiği bina bölümleri, her biri farklı tasarlanmış detaylar, detaylar, detaylar.... olabilenin en iddialısı en abartılısı, görmek lazım...gerçekten her parça tek tek sanki sanat eseri, hatta sanat eseri.. ama bir arada... yok ya hayır.. bence, yani benim hissettiğim tam bir kargaşa.. gözüm yoruldu, ruhum darlandı.. hele burası gibi bir tatil mekanında.. burada huzurlu olunabilir miydi.. her yerde farklı bir tasarımcının imzası, mimarları bile...iddealı tamam... ama yetmemiş işte...
Eksik olan şey ARMONİ idi... her parça nadide, şahane, muhteşem olsa da... bir arada olamıyorlardı.. her obje öne çıkmaya çalışıyor, her yerde bir dekorasyon kavgası hissediyordunuz.. düz iddiasız bir paspartular da gerekti bu gösterişe.. o zaman önde sakin durabilirlerdi belki endam endam.. ama şimdi bakışlarınızı nereye çevirseniz her biri sessiz sessiz bağırıyor sanki.. - beni gör, yok yok önce ben, ha ha ha hayır hayır sen en iyisi önce bana bak... der gibiydiler birer birer... bir gürültüydü hissedilen....
Her elemanının birer virtüöz olduğu, herkesin asıl çocuk olduğu bir orkestra düşününün.. ve her birinin en muhteşem solo performanslarını çaldıklarını düşünün, diğerlerini umursamadan ve aynı anda... şef ne yapsın bu kargaşada.. ya dinleyiciler... işte öyle...

Kısaca armoni... önemli çok önemli... her yerde ve her şey de... sevgiyle....:))