Aslında öyle uzaklara falan da gidesim yok.. bir yere bağlı olabilirim... ama uçmalıyım... salınmalıyım özgürce... bulutların yanından izlerim ben aşağıda olan biteni.. ilgimi çektiğince...gerektiğince... kalanı benden uzakta olabilir....
Alanımı daraltırlarsa, yada zorla yerde tutarlarsa... raftaki uçurtma kadar mahzun, tutsak ve mutsuz olurum... ne işim var benim rafta.. ben uçmalıyım... uçmam lazım ...
Ama yine de .... tüm bunlara rağmen...rafta kalmak çoğunlukla benim gönüllü kararım... bunca uçmayı istememe rağmen... ne tuhaf bir çelişki.."
Kendimi raftaki uçurtma gibi hissettim mi hiç?... bu soru dolaştı içimde, arkadaşım gittikten sonra... aslında benzer durumlar yaşasam da.. tam böyle olmamıştı... olsa da uzun kalmamıştım yerde... sanırım benim reddettiğim hem uçamamak hem de bir ucumun bağlı olmasıydı...bu bağı, hele bu çekiştirmeyi hissettim mi... yere indirme niyetlerini sezdiğimde.... hep gittim ben... bağ mağ kalmadan uçtum, kaçtım... derin mavilere...
Hele hele rafta tutsak kalmak.... mahzun, çaresiz bir uçurtma olmak.... dayanamazdım sanırım o duyguya....
Kar dağına göre mi yağıyor .... ya da dağ kar varsa üzerinde, daha bir sabırlı, dirençli ve hoşgörülü mü oluyor bilmem... ama yaşadığım gerekçeler, yada bendeki karlar şimdiye kadar beni öylesine sabırlı yapamadı... rafta uçurtma olmayı kabullenecek, "şimdi diğer uçurtmaların uçma zamanı dedirtecek" bir durum... bunun olmaması şans mı... yoksa şanssızlık mı onu da bilemedim...
İçimdeki isyankar deli kız yine de "hayır hayır" diyor.... biz ne bağları ne de rafta yer almayı kabullendik... bu bizim seçimimizdi...
İyi de rafta gönüllü kalma durumlarına ne demeli...
Rafta kalana değil, onu rafta gönüllü kalmaya razı edenlere bakmalı belki de....
Sen anlamazsın dedi arkadaşım... kimbilir bekli de haklıydı... yaşamak gerek.... kimbilir... belki...
Ama deli kız bunu yine de kabullenemedi....
Sevgiyle... :))



















